Friday, November 10, 2006

tıkla şimdi buraya tıkla tıkla korkma:))
eve döndüm ben. artık beni burada arama:))

0 Comments:

Post a Comment

<< Home

Thursday, November 09, 2006

Yine bir sabah yine sorunlar. Her gün bir sürü insanla kavga etmek zorunda kalıyorum. Terbiyemi hiç bozmadan ama:) Eskiden beri ailem benim cadı olduğumu söyler. Bende inanırım onlara. Beni iyi en tanıyan insanlar onlar sonuçta. Hele ozi, ona sorsanız, dünyada benden daha aksi insan yok. Gelgelim bakıyorum şöyle etrafımdakilere. Yahu ben ne terbiyeli ne sakin, ne uzlaşmacı bir insanım. Hadi bakalım çık işin içinden. Kimlik karmaşası yaşar oldum valla sonunda. Ben kimim???

Acayip yoğun günler yaşıyorum iş yerinde. Olsun şikayetim yok. Ne yapalım patron eve dönmek yok dedi. Çalışıcaz.

Yarın annem geliyor. Tam 4 aydır ayrıyız. Hiç bu kadar uzun süre ayrı kalmamıştık. Onları İstanbul'a taşımak istiyorum. Oziyle elimizden gelen baskıyı yapıp ikna edeceğiz. Dua edin ikna olsunlar. Hemen üst katıma yerleştirip annesi ile aynı şehirde yaşayan bir kadın konforu yaşamak hayalindeyim:)

Bu sabah Rişeli biraz sıkıştırdım. Ağladı. Şu anda yaptığım işin bana kattığı ilk şey insan çalıştırmayı öğrenmek oldu. Eskiden yanımda çalışan kadınlar kendilerini bir süre sonra evin ikinci hanımı zannediyorlardı. Ama artık......

Kötüyüm ben kötüyüm kötüyüm kötüyüm herkesi hasta eder bezdiririm bezdiririm :)

1 Comments:

Blogger Nenoni said...

Aman çok yüz verirsen bir süre sonra birinci hanım gibi gördükleri de olur:))

5:25 AM  

Post a Comment

<< Home

Wednesday, November 01, 2006

süpraayyyzzzz:))

malesef kış geldi. akdenizli kanım senelerdir istanbulun kışına alışamadı. sıcağı, güneşi, mavi gökyüzünü kalbimde taşıyorum. bu isli puslu yağmurlu havalarla aram hiç iyi değil. dolayısıyla bir süredir depresif ezero tarafından ele geçirildim yeniden. ama atlattım sanki. bu gün tüm o kasvetli havaya rağmen neşeli olabildim. bakalım yarın sabah nasıl hissedeceğim.
bu sabah işe gittiğimde takvimi görüp kısa süreli bir şok geçirdim. zaman nasıl hızla geçiyor. işe başlayalı 8 ay olmuş mesela. sonra her sabah büyük böcüğü uyandırırken 2.250 gr doğan o küçücük bebeğin nasıl olupta bu boyutlara ulaştığını düşünüyorum. aralık ayına bir ay kalmış 12 yıldır evliyim. geçen ay 35 yaşıma bastım (acaba bu depresif halim bu nedenle mi?). hoş hala 27 hissediyorum. ben orada takıldım kaldım:) ama ayna her sabah makyajımı yaparken zorlama 27 görünmen zor biraz diyor.
belki bu yüzden bu gün neşeliydim. saçma gelebilir belki bu söylediğim. bir de şöyle düşünmek gerek. zaman hızla akıp gidiyor. bizse bir sürü küçük ayrıntının peşinde kendimizi paralayıp duruyoruz. oysa o kadar az zamanımız var ki. tüm dert edindiklerimiz değil belki ama bir çoğu anlamsız işte. sağlıklımısın, çocukların sağlıklımı, karnın doyuyormu, başını sokup uyuyabileceğin bir evin var mı, evet işte o zaman mutsuzlukla ilişki kurmana gerekte yok.
ay inanamıyorum nasılda pozitif şeyler yazmışım. ama dedim ya bu gün böyle hissediyorum. keşke hep böyle kalsam.
hayatım aynı şekilde akıp gidiyor. sabahları uyanıyorum böcükler gidiyor önce. sonra kendimi atıyorum dışarı. akşama kadar kimi zaman sıkıntıdan bayılarak kimi zaman sıkılmaya bile vakit bulamayarak geçiyor. sonra market sonra ev. böcüklerle savaş. küçük böcükle yazı çalışması. böcüğün iki çizgi çizip kolum yoruldu, gözüm ağrıdı sızlanmaları. sonra uyku savaşları. tv. uyku. hepsi bu.
riezele iyice alıştık. hoş ingilizcesine hala alışamadık ama. benim dilimin tutukluğu geçti sonunda. senelerce ingilizce eğitimi aldım ama konuşamadım. şimdiyse geçen sabah kendimi ingilizce düşünürken yakaladım. şok. evet ingilizce düşünmek çok komikti:) neyse riezel hala bizi otelde yaşıyor hissi ile ağırlıyor evimizde. bu rahata çok alıştık. giderse ne yapacağız bilmem. bir fincan çay bile almaz olduk kendi kendimize.
eh işte bi süprayz yaptım yazdım. bakalım bi daha ne zaman yazarım.....

4 Comments:

Blogger Nenoni said...

Merhaba hoşgeldin.Yaş konusuna da çok takılma ben 48 yaşımdayım ve bu yaşta olmaktan mutluyum.Aslında olduğum her yaşı sevdim.Kilolarımı da severim ama ne yazıkki doktorum benle aynı fikirde değil.(İllede zayıfla diyor)

10:39 PM  
Blogger Pru said...

ne 27'si,taş çatlasa 23-24 gibi duruyorsun :)

11:14 PM  
Blogger cenebaz said...

Arayı açma bu kadar ya. Özlüyoruz yazılarını. Lütfen hep böyle pozitif ol. Yaşa da takma. Çünkü taksan da yaşlanıyorsun, takmasan da

11:15 PM  
Blogger Koyubeyaz said...

sen benim canim SOSPİKimsin. yasin her ne olursa olsun hatta 60 da lsan SOSPİK sin iste. ayrica kendine haksizlik yapma sen tas catlasa 26-27 gosteriyorsun zaten yanacak olan biri varsa bu duruma ben olmaliyim. Bir ayrica daha yeni yasin kutlu ve mutlu olsun. Son ayrica ben snein her halini cok ama cok seviyorum ozellikle debresifken desem kızmassin dimi :)

11:26 PM  

Post a Comment

<< Home

Sunday, September 24, 2006

eski ozi aynı ezero

sonbaharla birlikte depresif ezeroya dönüş yaptı bünye. zaten mutlu olmakta gayet yeteneksiz olan ben mutsuzluğun son basamaklarında geziniyorum. tepeye varırsam yandık. silbaştan olacak yine her şey.
ben bile kendimi anlamadığım halde ozinin beni anlamasını beklemem çok komik ama bekliyorum işte.
  • ozi bak bişi farkettim ben her durumda kendimi mutsuz edecek bir şey bulabiliyorum.
  • alla alllaaaa yeni mi farkettin.
  • dalga geçme acıklı bi durum bu... düşünsene aslında neden mutsuz olduğumu bile bilmiyorum.
  • bak yine yaptın.
  • ne yaptım
  • mutsuz olacak bişi buldun:p

işte sıradan bir sonbahar günü ve depresif ruh hali ile ben.

kötü bir hafta geçirdim. küçük böcük hastalandı. okula başlayamadı pazartesi. perşembe gününe kadar evde kaldı. bense kendimi berbat hissettim. eskisi gibi evinde çocuğunun yanında olan bir anne olmak istedim. ağladım sızladım. ama ozi bana hiç yüz vermedi. mecburen işe gittim. her yarım saatte bir evi aradım. bu günde büyük böcük ateşlendi biraz. ama şimdilik çok kötü değil durumu.

bütün hafta sonu okul alışverişleri ve kitap defter kapları ile boğuştum. yemek yaptım. çocukları sinemaya götürdüm. ozi ne yaptı hiç. koca bir hiç. çok yoğun çalışıyor dediğine göre. ama ne zaman yanına gitsem reversi oynarken buluyorum onu. bense paramparça bir vaziyette her şeye yetişmeye çalışıyorum. şeytanın biri yerleşti içime durmadan "salaaak salaaaak" diyor kulağıma. neden mi çünkü bu kadar yardımdan uzak bir kocayla çalışmak için yırttım kendimi. şimdi söylenmek için hakkım bile yok diye düşünüyorum. iyi bir işim olmasa şeytana uyup istifa edicem. ama iş iyi parası iyi olmasada. parası iyi olmayan iş iyimidir o da tartışılır ama. tabi sürekli kavga halinde olduğun bir kocan olunca güvencende olmalı tarafı da var istifa etme konusunun.

neyse.........

görüşmek üzere.

bende bir değişiklik yok.....

hala aynı ezero.....................

4 Comments:

Blogger Nenoni said...

Tamamı değilse de genelde kocalar seninki gibidir.Hem çalışıp hem ev kadınlığı gibi bütün zamanı dolduran bir yaşam sürseler ne yaparlardı acaba?Yani bir günlüğüne değiş tokuş etsek di mi?

10:46 PM  
Blogger cenebaz said...

40 gün olmuş 2 yazının arası. Bu kadar açma arayı. Ama ben hergün bi umut bakıyordum yazdı mı diye. Bugün,bingo! yazmış dedim.
Bak ,çalışan ve artık emekli olan bir anne olarak diyorum ki çalış. Onlar bir şekilde büyüyecek. Hem kendine sosyal bir çevre edinmek, hem ekonomik özgürlük ve dediğin gibi ileri de (evlilik açısından) ne olur düşüncesi ile çalış. Şu an evdeyim,ne oldu. Bilgisayar müptelası, öğlenlere kadar saçını bile taramadan eşofmanlarla evde dolaşan bir kadın oldum çıktım. Çalışınca kendine özen gösteriyorsun, moralin daha iyi oluyor. Kendi sorununu da çözmüşsün. Aklına mutsuz şeyler gelince mutlu olduğun şeyleri düşün ya da yap. Daha doğrusu yapmaya çalış. İnsanın en iyi doktoru kendisidir. Kendin için birşeyler yap. Bencil olmayı öğrenmemiz lazım. Yeni yazılarını, daha kısa sürede bekliyoruz.

12:29 AM  
Blogger renkler said...

Sevgili Ezero,

Evkadını olduğun dönemden beri seni takip ediyorum. Ben de bir dönem ev kadılığı yaptım ama o dönemde daha depresif olduğumu hatırlıyorum çünkü bana +14 kg dışında birşey vermemişti. Yine de güzel yanları vardı, oğlumla beraberdim, kafama esiyor Ortaköy'e gidiyor, oğlumla eğleniyordum, annemle geziyorduk... Ama birşeyler eksikti, hele benim gibi yoğun bir iş hayatına alışmış ve başarılı olmayı seven bir insan için... Sonra tekrar iş hayatına girdim bu sefer başka sorunlar ortaya çıktı. Sonuç alarak insanoğlu hep mutsuz olacak birşeyler buluyor.

Ama inan bana doğru yapmıyoruz. Çünkü mutsuzluk sağlığımızı ciddi bir biçimde etkiliyor. Oysa bizim sağlığımız giderse ister evde olalım ister işte çocuklarımıza ne kadar yeterli oluruz? Sorun nerede olduğun değil, ne yaptığın...

Bence bir kendimize gelip silkinelim. Kendimize mutlu olmak için bir başlangıç günü seçelim ve mutlu olmaya en azından çalışalım. Hiç olmazsa çocuklarımız için...

Renkli kal:-)

12:39 AM  
Blogger Koyubeyaz said...

"mutlu olmaya calısmak" farkındaysan bu eylemi yaparken bile calismaktan bahsediyoruz. yani calismak ama evde ama iste bizim kaderimiz. her daim birseyle ryetistirmek, birseyler yapmak ayni zamanda bakımli olmak ayni zamanda kadin olmak ve ayni zamanda anne olmak durumundayiz. yani hayatimiz boyunca hic soluk almadan kosmaliyiz. e ne yapalim allah saglik versin kosalim diyoruz. sagligina dikkat et canimin ici... ayrica o gunden beri soylemek nasip olmadi. Sen o yemek gecesinde oyle guzel sarildinki bana tesekkur ederim onun icin....

11:16 PM  

Post a Comment

<< Home

Monday, August 14, 2006

yaz bitiyor

sinir bozucu günler geçirdim. önce ölüyorum sandım. sonra yok yok iyisin dediler. bu doktorların her şeye en kötü yanından yaklaşımı beni sinir ediyor. yine de bu yaşadığımdan bir sonuç çıkarmayı başardım. ölmekten korkmuyorum. çünki tek düşündüğüm böcüklerimin bana hala çok ihtiyacı olduğu idi. bir de iyi mi kötü mü bilmem yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğu yüzüme bir kez daha çarpılmış oldu.
geçen hafta anneanneciğimin hastalandığını hastanede olduğunu öğrendim. canım benim o da atlattı çok şükür. sonuç olarak her şey yoluna girmiş görünüyor.
bu gün de yeni bakıcımı buldum. bu kez filipinli bir bakıcımız oldu. yarın işe başlıyor. hoş biraz tedirginim böcüklerle dil sorunu nasıl olacak diye ama. deneyeceğiz bakalım.
hafta sonları sapanca yolları taştan şeklinde bir yaz geçirdik. bahçemize her gün konan leyleklerin peşinde iki gün doğayla kucak kucağa iyi geliyor. leyleklerin geleceği saati tahmin etme oyunu oynuyoru, hep ben biliyorum:) bahçede çok iş var ama biz bu yazı hamakta geçirdik. artık bu yaz geçti seneye kendi sebzemi kendim yetiştiricem. bahçemin yerini, ne ekeceğimi bu yıldan planladım. bahara çok iş var.
böcükler hala mersindeler. hasret artık dayanılmaz oldu. her akşam netten görüntülü konuşuyoruz ama kokuları burnumda tütüyor. bu yaz bana şunu öğretti hayatta sahip olduğum en değerli şey onlar. gelsin artık böcüklerim ya. ana yüreği buraya kadar dayanabiliyor. .....

evet yaz bitiyor... pek hoş bir yaz değildi ama seyahat açısından çok bonkördü sağolsun. ve yazı da bitiyor. içerik zayıftı ama yazılmış oldu artık:)

3 Comments:

Blogger Age35 said...

Hoşgedin Ezero =)Yine yeni yeniden..

1:23 PM  
Blogger Koyubeyaz said...

noooollduki sana? ayrica olan seyden neden bizim haberimiz yok? ayrica cok alindim cok kirildim haber vermemenden.. ayrica kendime sinir oldum neden seni arayip sormadik diye.. ayrica gecmis olsun ayrica evet en degerli seyler bocuklerve ayrica hayat pamuk ipliginden bile ince birseye bagli...

1:27 AM  
Blogger hayal said...

hosgeldin :)

7:48 AM  

Post a Comment

<< Home

Thursday, July 27, 2006

blogtan ayrı günler
















haziranın son haftası tekirova tatiliyle başlayan yaz maceramız. böcüklere ankarada hoşçakal diyerek devam etti. bir haftalık antalya tatili tipik bir çocuklu aile tatiliydi güneş kremleri, yanıkları, yemek vızıldanmaları, çocuk peşi koşturmacaları, bozulan bağırsaklar, kusan böcükler, tüm bunlara inat rus çıtırları, biraz daha kilo vermem gerek kompleksleri, aşırı sulandırılmış kolalar, bir önceki günün yemeğinden türetilmiş acaip her şey dahil açık büfeleri........
ankarada böcükleri anneanneye teslim ettikten sonra dondurması düşmüş şaşkın çocuklar gibi döndük istanbula. bir hafta vıc vıc geçince çocuk çombak daha bir acayip geldi onların yokluğu. ilk gün işten çıkınca ne yapacağımı şaşırdım, eve gitmem gerekmiyordu ama o saatte ne yapılır bilmiyordum:) sonrasında bir haftalık mykonos tatiline geldi sıra. önce atina sonra mykonos. vampirler dünyası. partiler 16:00 da başlıyor. ama ne parti dünyanın çivisinin çıktığı yer. ne kadar yakışıklı ve güzel genç kız var toplaşmış. sabah 5 te kapanan clublardan sonra 4 te açılan clublara gidiliyor. tanrı gazabını gönderecekse bir gün ilk adres burası olur herhalde. doğa filan yok, hikaye , bitmeyen bir rüzgar, çivi gibi soğuk bir deniz ve kayalardan ibaret. amaaaaa gece hayatı ve tek gecelik değiiiil bir saatlik ilişkiler dünyası. çıplaklar adası vs. vs. kısaca evli kadınlara göre değilmiş bunu anladık. mykonos dönüşü tekrar uçuş, böcükleri görmeye. koklaş öpüş hasret gider. ama daha dönerken uçakta yeniden özle. işte böyle geçti blogtan ayrı günler.

şimdi çok önemli bir sorunu halletme zamanı. acilen bir bakıcı buluna böcükler yuvaya döne:(
çünki anne kalbi buradan sonra dayanmıyor. bak ağlıycam yine:((




1 Comments:

Blogger Nenoni said...

Küçükken yanından bir saniye ayıramadığın böcükler büyüyüp üniversiteye başladılar mı okuldu yaz okuluydu derken anca tatil için kısa süreliğine evde olmaya başlıyorlar.Ama özlem aynı özlem..

6:33 AM  

Post a Comment

<< Home

Tuesday, July 25, 2006

başlık yok

burada olmadığım zamanda neredeydim? iki tatil geçti. böcüklerim yayladalar. özlem her geçen gün büyüyor. bir anne için ne kadar iyi ve mutlu olduklarını bilse de çocuklarından ayrı olmak çok zor. son günlerde hep şunu düşünüyorum, en çok sevdiğinin bile yakınındayken hayatında ki yerini gerçek anlamda göremiyorsun. ta ki özlemek ve eve döndüğünde olmadığını farketmek canını yakana dek. oziyle dargın olduğumda da aynı şeyleri hissediyorum. hani küs olduğunda aynı evin içindeyken bile yokmuş gibidir ya sevdiğin. canın istediğinde koyamazsın ya başını omzuna. o zaman anlarım ben en çok yüreğimde ki yerini.
şimdi akşamları eve geldiğimde o muhteşem dört ışıl ışıl göz karşılamayınca beni, canım acıyor çok. aslında bu gün tatillerimi yazayım istiyordum. ama iyi hissetmiyorum kendimi. böcüklerimin kokusunu özledim. iki gün önce beraberdik evet. yanlarındaydım haftasonu. koynumda uyuttum bebeklerimi. ama özlememe engel olmuyor. tıpkı evde onlar uyuduktan sonra da seslerini özlediğim gibi........

2 Comments:

Blogger Nenoni said...

tekrar hoşgeldin ,tatile gitmişler canım dönecekler nasılsa..allah hiçbir anneyi yavrularından ayırmasın..

10:50 PM  
Blogger cenebaz said...

Bizim de 12 yazımız böyle geçmişti. Özlemle,hasretle. Neyse emekli oldum da artık oğluşumla beraberim. Gerçi artık büyüyor. Bakalım ne zaman bizden ayrı birşeyler yapmak isteyecek?

11:22 PM  

Post a Comment

<< Home